POST-TRUTH (HAKİKAT ÖTESİ) ÇAĞDA SIRADAN OLANIN
EGEMENLİĞİ
Oxford sözlüğü 2016 yılının kelimesi olarak “post-truth”u
seçti. Farklı tercihler bulunmakla beraber post-truth “hakikat ötesi” olarak
çevrilebilir. Kelimenin ortaya çıkışı 1992 yılına kadar gidiyor.[1]
Ancak son dönem kelimenin kullanımında Brexit ve ABD seçimleri nedeniyle
somutlaşan bir yükseliş yaşanmaktadır.
Sözlükte,
Post-truth bir sıfat olarak, ‘nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde
kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması
durumu’ şeklinde tanımlanmaktadır.[2]
Kelimenin içerdiği kavramsal anlam, siyaset ve ekonomide
yalanların kamuoyu oluşturmada ve politika üretmede kullanışlı araçlar haline
geldiğini hem durum hem de süreç olarak kapsamaktadır. Özellikle Amerikan
siyasetinde, akademisyen ekonomistlerin teknokrat olarak siyasi tercihlerin
belirlenmesinde politika taşeronluğu görevini yerine getirdiği ve bu kesimlerin
bugünkü refah eşitsizliklerinde rolleri bulunduğu savunulmaktadır.[3]
Mitchell, hakikat ötesinin ekonomi için yeni olmadığını, ancak yalanların sosyal
elitlerin çıkarlarına uygun popülist politikaların uygulanmasında bir gelişme
olduğunu ifade etmektedir.[4]
İnternet ve elektronik iletişim kanalları bu süreci desteklemektedir.
İnsanların hakikatleri dışlayarak ve daha çok
duygularını ön plana alarak sosyal alanda tercihlerde bulunmaları hakikat ötesi
ekonomi politiği cazip hale getirmektedir. Bu nedenle insanın irrasyonel, bir
başka ifadeyle çıkarlarına aykırı şekilde bile olsa akıl dışı ve tutarsız
davranışını teşvik eden faktörleri ayrıca ele almak gerekmektedir.
Rasyonel yargı ve karar verme sürecini sorgulayan
psikoloji çalışmasıyla 2002 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülen Daniel
Kahneman[5]
insanın düşünmesini yöneten iki sistemi açıklamaktadır: Duygu ve sezgilerin
hakim olduğu hızlı düşünme mekanizması (1. sistem) ve mantığın hakim olduğu yavaş
düşünme mekanizması (2. sistem). Dolayısıyla insanlar hızlı düşünmek zorunda
kaldıkça duyguları ve sezgileri ile karar alacaklar ve buna bağlı olarak mantıksız
ve tutarsız davranışlar göstermeleri olasılıkları artacaktır.
Bu yaklaşıma göre insanın düşünüş tarzındaki değişim
çarpıcıdır. Hızlı düşünmek zorunda kaldıkça aklımızı (2. sistem) duygularımızla
(1. sistem) aldığımız kararları doğrulamak ve rasyonalize etmek için
kullanıyoruz. Örneğin eğer bize bir yalan söyleniyorsa ve o yalan bizi mutlu
ediyorsa, hakikatle olan bağlantımızı koparıp, aklımızı yalan doğrultusunda
yaptığımız yanlış tercihi doğrulamak için kullanıyoruz. Oysa düşünmek için
yeterli zaman olursa sezgisel olarak alınan kararların kontrol edilmesi mümkün
olacaktır.
Hızlı düşünme gereksinimi çağımızın sosyo-ekonomik
gelişme süreçlerini daha fazla belirler hale gelmektedir. Bu gereksinim
teknolojideki gelişmeler başta olmak üzere, küresel ekonomi ve siyasetteki
dönüşümlerin sonucu olarak ortaya çıkıyor. İnsanın öğrenme hızı değişimin neden
olduğu bu büyük veri akışını işlemekte yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla
insanların duygularına hitap etmeyi başarabilen her türlü ekonomi politik
girişim, mantıklı düşünmek için zamanı olmayan insanlar üzerinde etkili
olmaktadır.
Köklü değişimlerin insanlar üzerinde yol açtığı
travmatik kaygı bozuklukları da öğrenme ve düşünme sürecini sabote etmektedir.
Aşırı rekabet insanları acımasızlaştırmaktadır. Oysa insanlar ve toplumlar
çaresizliği daha hızlı öğrenmektedir. Böylece sıradan ve bayağı olan, ama
sezgisel olarak uygun görülen her şey toplumsal yaşamda egemen hale
gelmektedir.
Sonuç olarak hakikat ötesi çağda toplumsal sistemlerdeki
yıkımların en aza indirilmesi için insanların hızlı öğrenme ve düşünme
becerilerinin arttırılmasına yönelik yapısal tedbirlerin alınması
gerekmektedir. Bu tedbirler elbette öncelikle eğitim alanından başlamalıdır.
Çünkü insanların ve toplumun bilgi düzeyi arttıkça, sezgisel ve duygusal olarak
aldıkları kararların isabet oranı artmakta, yani toplumun duygusal zekasındaki
gelişmenin karar alma sürecine etkisinin olumlu olması beklenmektedir.
[1] “Post-truth
Politics”, (2016) https://en.wikipedia.org/wiki/Post-truth_politics
[2] “Post-truth
neden bu kadar gündemde?” (2016) https://teyit.org/post-truth-neden-bu-kadar-gundemde/
[3] Paul Krugman, (2008) “Politika Taşeronları,
Azalan Beklentiler Çağında İktisadi Eğilimler ve Önemsizleşen Refah”, 3. Baskı,
Literatür Yayınevi, İstanbul.
[4] Bill
Mitchell (2016) “The ‘post-truth’ era – nothing new in mainstream economics”, http://bilbo.economicoutlook.net/blog/?p=34936
[5] Daniel
Kahneman (2016), “Hızlı ve Yavaş Düşünme”, 4. Basım, Varlık Yayınları,
İstanbul.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder