11 Ocak 2017 Çarşamba

POST-TRUTH (HAKİKAT ÖTESİ) ÇAĞDA SIRADAN OLANIN EGEMENLİĞİ



POST-TRUTH (HAKİKAT ÖTESİ) ÇAĞDA SIRADAN OLANIN EGEMENLİĞİ


Oxford sözlüğü 2016 yılının kelimesi olarak “post-truth”u seçti. Farklı tercihler bulunmakla beraber post-truth “hakikat ötesi” olarak çevrilebilir. Kelimenin ortaya çıkışı 1992 yılına kadar gidiyor.[1] Ancak son dönem kelimenin kullanımında Brexit ve ABD seçimleri nedeniyle somutlaşan bir yükseliş yaşanmaktadır.   


Sözlükte, Post-truth bir sıfat olarak, ‘nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu’ şeklinde tanımlanmaktadır.[2]


Kelimenin içerdiği kavramsal anlam, siyaset ve ekonomide yalanların kamuoyu oluşturmada ve politika üretmede kullanışlı araçlar haline geldiğini hem durum hem de süreç olarak kapsamaktadır. Özellikle Amerikan siyasetinde, akademisyen ekonomistlerin teknokrat olarak siyasi tercihlerin belirlenmesinde politika taşeronluğu görevini yerine getirdiği ve bu kesimlerin bugünkü refah eşitsizliklerinde rolleri bulunduğu savunulmaktadır.[3] Mitchell, hakikat ötesinin ekonomi için yeni olmadığını, ancak yalanların sosyal elitlerin çıkarlarına uygun popülist politikaların uygulanmasında bir gelişme olduğunu ifade etmektedir.[4] İnternet ve elektronik iletişim kanalları bu süreci desteklemektedir. 


İnsanların hakikatleri dışlayarak ve daha çok duygularını ön plana alarak sosyal alanda tercihlerde bulunmaları hakikat ötesi ekonomi politiği cazip hale getirmektedir. Bu nedenle insanın irrasyonel, bir başka ifadeyle çıkarlarına aykırı şekilde bile olsa akıl dışı ve tutarsız davranışını teşvik eden faktörleri ayrıca ele almak gerekmektedir. 


Rasyonel yargı ve karar verme sürecini sorgulayan psikoloji çalışmasıyla 2002 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülen Daniel Kahneman[5] insanın düşünmesini yöneten iki sistemi açıklamaktadır: Duygu ve sezgilerin hakim olduğu hızlı düşünme mekanizması (1. sistem) ve mantığın hakim olduğu yavaş düşünme mekanizması (2. sistem). Dolayısıyla insanlar hızlı düşünmek zorunda kaldıkça duyguları ve sezgileri ile karar alacaklar ve buna bağlı olarak mantıksız ve tutarsız davranışlar göstermeleri olasılıkları artacaktır.


Bu yaklaşıma göre insanın düşünüş tarzındaki değişim çarpıcıdır. Hızlı düşünmek zorunda kaldıkça aklımızı (2. sistem) duygularımızla (1. sistem) aldığımız kararları doğrulamak ve rasyonalize etmek için kullanıyoruz. Örneğin eğer bize bir yalan söyleniyorsa ve o yalan bizi mutlu ediyorsa, hakikatle olan bağlantımızı koparıp, aklımızı yalan doğrultusunda yaptığımız yanlış tercihi doğrulamak için kullanıyoruz. Oysa düşünmek için yeterli zaman olursa sezgisel olarak alınan kararların kontrol edilmesi mümkün olacaktır. 


Hızlı düşünme gereksinimi çağımızın sosyo-ekonomik gelişme süreçlerini daha fazla belirler hale gelmektedir. Bu gereksinim teknolojideki gelişmeler başta olmak üzere, küresel ekonomi ve siyasetteki dönüşümlerin sonucu olarak ortaya çıkıyor. İnsanın öğrenme hızı değişimin neden olduğu bu büyük veri akışını işlemekte yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla insanların duygularına hitap etmeyi başarabilen her türlü ekonomi politik girişim, mantıklı düşünmek için zamanı olmayan insanlar üzerinde etkili olmaktadır. 


Köklü değişimlerin insanlar üzerinde yol açtığı travmatik kaygı bozuklukları da öğrenme ve düşünme sürecini sabote etmektedir. Aşırı rekabet insanları acımasızlaştırmaktadır. Oysa insanlar ve toplumlar çaresizliği daha hızlı öğrenmektedir. Böylece sıradan ve bayağı olan, ama sezgisel olarak uygun görülen her şey toplumsal yaşamda egemen hale gelmektedir.


Sonuç olarak hakikat ötesi çağda toplumsal sistemlerdeki yıkımların en aza indirilmesi için insanların hızlı öğrenme ve düşünme becerilerinin arttırılmasına yönelik yapısal tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu tedbirler elbette öncelikle eğitim alanından başlamalıdır. Çünkü insanların ve toplumun bilgi düzeyi arttıkça, sezgisel ve duygusal olarak aldıkları kararların isabet oranı artmakta, yani toplumun duygusal zekasındaki gelişmenin karar alma sürecine etkisinin olumlu olması beklenmektedir.



[1] “Post-truth Politics”, (2016) https://en.wikipedia.org/wiki/Post-truth_politics
[2] “Post-truth neden bu kadar gündemde?” (2016) https://teyit.org/post-truth-neden-bu-kadar-gundemde/
[3]  Paul Krugman, (2008) “Politika Taşeronları, Azalan Beklentiler Çağında İktisadi Eğilimler ve Önemsizleşen Refah”, 3. Baskı, Literatür Yayınevi, İstanbul.
[4] Bill Mitchell (2016) “The ‘post-truth’ era – nothing new in mainstream economics”, http://bilbo.economicoutlook.net/blog/?p=34936
[5] Daniel Kahneman (2016), “Hızlı ve Yavaş Düşünme”, 4. Basım, Varlık Yayınları, İstanbul.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devletler ve İş Dünyası Paydaş Kapitalizmine Hazırlanıyor…

İş dünyası kapitalizmin krizlerinden önemli ölçüde etkileniyor. 21. Yüzyılda sektörler, dış ticaret ortakları ve iş modellerinde önemli ...