CAVİT
ORHAN TÜTENGİL: AZGELİŞMENİN SOSYOLOJİSİ
Bir toplumda yaşayan her bireyin aydın ve müreffeh
bir toplum için bedel ödeyen düşünce insanlarına karşı sorumluluğu vardır. Cavit
Orhan Tütengil 1979 yılında Türkiye’deki politik kargaşalarda yitirdiğimiz
değerli bilim insanlarımızdan birisi. Sosyo-ekonomik gelişme ve kalkınmadaki
tıkanıklıklar üzerine çalışıyordu.
Cumhuriyeti kuran ve stratejisini devam ettiren kadrolara
bakıldığında, sağlam bir entelektüel derinlik ve ciddiyet görülmektedir. Çok
disiplinli düşünce, bilgelik, tevazu, nezaket gibi beceriler ön plandadır. İçinde
bulunulan dönemin getirdiği diğer göze çarpan özellikler ise, Türk milli
kimliği üzerine inşa edilen milli ekonomi temelinde sosyo-ekonomik gelişme
üzerine duyulan kaygılardır.
20. Yüzyılın başında Dünya
Savaşlarının neden olduğu yıkımları ve yeniden kalkınma hamlelerinin sancılarını
derinden yaşamış duyarlı fikir insanlarının dönemin toplumsal gelişiminde
kalıcı izleri bulunmaktadır. Büyük toplumsal sarsıntıların yaratıcı fikirlerin
yeşerdiği bir ortam sağladığını söylemek de mümkündür.
Tütengil, “Azgelişmişliğin
Sosyolojisi” (1970) adlı çalışmasında dönemin Türkiye’si için başlangıç
niteliğinde görülebilecek önemli tespitler yapmaktadır. “Bu kitapta, toplumumuzun önde gelen sorunlarına bilimsel bir gözle
bakılmış ve azgelişmişliğin rastgele bir olay olmadığı vurgulanmıştır".”
1960’ların sonları ve devamında 1970’ler ülkemiz için Cumhuriyet dönemi
kalkınma hamlelerinde sorunların yaşandığı ve sosyal krizlerin buna eşlik
ettiği bir dönemdir. Atatürk yıllarında arka arkasına gerçekleşen ekonomik
atılımların birden bire yavaşlaması ve hedefinden uzaklaşmasının neden olduğu genel
görünüm, ekonomi politikalarına duyulan güvenin sarsılmasına da yol açmaktadır.
Tütengil bu nedenle azgelişmişliğin sosyolojik kökenleri üzerinde durmuştur.
“Azgelişmiş bir ülke zürafaya benzer. Kolaylıkla tanımlayamazsınız, ama görünce hemen tanırsınız.” H.W.Singer
Tütengil öncelikle azgelişmenin
tanımlanmasının güçlüğünden bahsetmektedir. Bakılması önerilen belli başlı
göstergeler; Beslenme yetersizliği, okuryazar olmama, kadının farklı statüsü,
çocukların çalıştırılması, sağlığı korumada yetersizlik, milli bütünlüğün
zayıflığı, bilinçlenme, gizli ve açık işsizlik, az enerji tüketimi, ortalama
milli gelirin düşüklüğü, sınırlı bir sanayileşme, iktisadi bakımdan gelişmiş
ülkelere bağlılık, şişkin bir ticaret kesimi, nüfusun özellikleri ve yapısı,
tarımla uğraşanların çokluğu, orta sınıfların zayıflığı, demokratik kurumların
yokluğu ve otoriter yönetim eğilimi, geri kalmış sosyal yapılardır.
Bilinçlilik
Azgelişmişlik bilinci nedir? Tütengil
bilinçlenmeden bahsederken önemli bir katkı yapmaktadır.
“….Olay şudur: Bir ülkenin ‘azgelişmiş’ olması için azgelişmenin tüm özelliklerine sahip olması yetmez, içinde bulunduğu durumun bilincine varması da gerekir. Başka bir deyişle, azgelişmişlik olayın bilincine varıldığı zaman başlar……”
O halde azgelişmişliği kabul
etmeden azgelişmişlikle mücadele başlamayacaktır. Peki bilinçlenmeye engel olan
şey nedir? Neden bazı ülkeler hep azgelişmiştir? Tütengil kitapta bu gibi
sorularla baş başa bırakıyor okuyucuları.

