23 Ocak 2017 Pazartesi

CAVİT ORHAN TÜTENGİL: AZGELİŞMENİN SOSYOLOJİSİ



CAVİT ORHAN TÜTENGİL: AZGELİŞMENİN SOSYOLOJİSİ

Bir toplumda yaşayan her bireyin aydın ve müreffeh bir toplum için bedel ödeyen düşünce insanlarına karşı sorumluluğu vardır. Cavit Orhan Tütengil 1979 yılında Türkiye’deki politik kargaşalarda yitirdiğimiz değerli bilim insanlarımızdan birisi. Sosyo-ekonomik gelişme ve kalkınmadaki tıkanıklıklar üzerine çalışıyordu.  

Cumhuriyeti kuran ve stratejisini devam ettiren kadrolara bakıldığında, sağlam bir entelektüel derinlik ve ciddiyet görülmektedir. Çok disiplinli düşünce, bilgelik, tevazu, nezaket gibi beceriler ön plandadır. İçinde bulunulan dönemin getirdiği diğer göze çarpan özellikler ise, Türk milli kimliği üzerine inşa edilen milli ekonomi temelinde sosyo-ekonomik gelişme üzerine duyulan kaygılardır. 

20. Yüzyılın başında Dünya Savaşlarının neden olduğu yıkımları ve yeniden kalkınma hamlelerinin sancılarını derinden yaşamış duyarlı fikir insanlarının dönemin toplumsal gelişiminde kalıcı izleri bulunmaktadır. Büyük toplumsal sarsıntıların yaratıcı fikirlerin yeşerdiği bir ortam sağladığını söylemek de mümkündür. 

Tütengil, “Azgelişmişliğin Sosyolojisi” (1970) adlı çalışmasında dönemin Türkiye’si için başlangıç niteliğinde görülebilecek önemli tespitler yapmaktadır. “Bu kitapta, toplumumuzun önde gelen sorunlarına bilimsel bir gözle bakılmış ve azgelişmişliğin rastgele bir olay olmadığı vurgulanmıştır".” 1960’ların sonları ve devamında 1970’ler ülkemiz için Cumhuriyet dönemi kalkınma hamlelerinde sorunların yaşandığı ve sosyal krizlerin buna eşlik ettiği bir dönemdir. Atatürk yıllarında arka arkasına gerçekleşen ekonomik atılımların birden bire yavaşlaması ve hedefinden uzaklaşmasının neden olduğu genel görünüm, ekonomi politikalarına duyulan güvenin sarsılmasına da yol açmaktadır. Tütengil bu nedenle azgelişmişliğin sosyolojik kökenleri üzerinde durmuştur.


“Azgelişmiş bir ülke zürafaya benzer. Kolaylıkla tanımlayamazsınız, ama görünce hemen tanırsınız.” H.W.Singer


Tütengil öncelikle azgelişmenin tanımlanmasının güçlüğünden bahsetmektedir. Bakılması önerilen belli başlı göstergeler; Beslenme yetersizliği, okuryazar olmama, kadının farklı statüsü, çocukların çalıştırılması, sağlığı korumada yetersizlik, milli bütünlüğün zayıflığı, bilinçlenme, gizli ve açık işsizlik, az enerji tüketimi, ortalama milli gelirin düşüklüğü, sınırlı bir sanayileşme, iktisadi bakımdan gelişmiş ülkelere bağlılık, şişkin bir ticaret kesimi, nüfusun özellikleri ve yapısı, tarımla uğraşanların çokluğu, orta sınıfların zayıflığı, demokratik kurumların yokluğu ve otoriter yönetim eğilimi, geri kalmış sosyal yapılardır.

 Bilinçlilik

Azgelişmişlik bilinci nedir? Tütengil bilinçlenmeden bahsederken önemli bir katkı yapmaktadır.


“….Olay şudur: Bir ülkenin ‘azgelişmiş’ olması için azgelişmenin tüm özelliklerine sahip olması yetmez, içinde bulunduğu durumun bilincine varması da gerekir. Başka bir deyişle, azgelişmişlik olayın bilincine varıldığı zaman başlar……”


O halde azgelişmişliği kabul etmeden azgelişmişlikle mücadele başlamayacaktır. Peki bilinçlenmeye engel olan şey nedir? Neden bazı ülkeler hep azgelişmiştir? Tütengil kitapta bu gibi sorularla baş başa bırakıyor okuyucuları.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Devletler ve İş Dünyası Paydaş Kapitalizmine Hazırlanıyor…

İş dünyası kapitalizmin krizlerinden önemli ölçüde etkileniyor. 21. Yüzyılda sektörler, dış ticaret ortakları ve iş modellerinde önemli ...